28 Mayıs 2007 Pazartesi

HATİCEYE DEĞİL NETİCEYE BAKMALI

ANTALYASPOR NE(RE)DEN DÜŞTÜ?
Türkiye’de her alanda bir komplo teorisi ortaya atılıyor. Sonuncusu Antalyaspor- Gençlerbirliği maçı öncesi Denizlispor başkanı tarafından ortaya atıldı. Daha önce benzer komplo teorileri birçok defa boşa çıkmışken geçen yıl yaşananların benzerleri bu yıl da yaşandı. Her alanda komplo teorilerinden medet uman insanların varlığı gerçekten üzücü bir durum.
Antalya’nın profesyonel liglerdeki temsilcilerinden Akseki Spor 3. ligde iki yıl oynayabildi, yine Manavgat Spor, Kepez Spor küme düştü. Antalyaspor da iki yıllık Süper lig macerasından sonra ikinci lige düştü. Antalyaspor özellikle ligin ikinci yarısında ortaya koyduğu futbolla futbol otoritelerince alkışlanmışken neden küme düştü? Antalyaspor’da eksik olan neydi? İnsanları hayal kırıklığına uğratan, ağlatan neydi?
Futbolda bir kural vardır: bir yanlış bütün doğruları götürebilir. Yıkımlar, üzüntüler yeni başlangıçların yeni hedeflerin mimarı olmazsa üzülenlerin, yıkımı yaşayanların elinde ancak mazisi kalır; o kadar.
Futbol artık dünyanın ortak bir dili. Futbol, futbolun da ötesinde anlamlar taşıyor. Antalyaspor da Antalya’nın en önemli markası. Ama maalesef bu markaya Antalya halkı olarak Antalya’nın kurumları olarak sahip çıktığımız yöneticilerin de Antalyaspor’u daha ileriye götürecek projeleri hayata geçirdiği söylenemez. Yazık oldu; hem de çok yazık oldu!
Süper lige çıkmak zor, orada başarılı olmak çok daha zor. Süper ligde başarılı olmak için geleceğe yönelik planlar yapmak şart. Antalyaspor’un ligden düşmesi günü kurtarma politikalarının sonuç vermediğini bir kez daha gösterdi.
Birçok yönüyle birinci ligde olan bir şehrin futbol olarak ikinci lige düşmesi insanın içini acıtıyor. Antalyaspor’u desteklemek için Manisa’dan, İzmir’den Antalya’ya gelen taraftarların boynu bükük olarak geri dönmeleri insanın yüreğini sızlatıyor.
Antalyaspor milli takıma futbolcu gönderen bir kulüptü. Antalyaspor’un Ali Bilgin, Volkan, Uğur Kavuk, Şenol, İlyas gibi kaliteli oyuncuları olduğu halde sezon başından beri forvet sıkıntısı çekti. Teknik olarak süreci değerlendirmenin bir anlamı yok. Şimdi Antalyaspor’u çok daha zor günler bekliyor. Sadece yapılan yanlışlardan ders alınmalı. Altyapı olarak stat olarak doğru şeyler yapılmalı.
Türkiye’nin yaptığı/yapacağı spor organizasyonlarının bir ayağı hep Antalya’da yapılıyor ve yapılacak. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası ve Türkiye’nin düzenleyeceği muhtemel bir Avrupa Futbol Şampiyonasının bir ayağı Antalya olacak. Her yıl birçok Avrupa Kulübü devre arası kamp için Antalya’ya geliyor ve burada turnuvalar yapılıyor. Sözü şuraya getirmek istiyorum. Bir marka olarak Antalyaspor’un ve Antalya’nın değerinin daha da artmasını istiyorsak Antalya’ya Avrupa standartlarında 35–40 bin kişilik bir stat (ki bunu Kayseri şu an yapıyor) şart. Bu stat hem Antalyaspor hem Türk futbolu için önemli bir adım olacak. Zira Antalyaspor’un şuan ki stadı ikinci lige bile yakışmıyor.
Avrupa’da şu an seksenin üzerinde kulübün yeni stat projeleri var. Birçok takım kendi geleceğini statları üzerine kuruyor. Ayakta kalabilmenin geleceğe sağlam adımlarla yürüyebilmenin yolu modern tesislerden ve statlardan geçtiğini herkes kabul ediyor artık. Örneğin Avrupa’nın ve İngiltere’nin gözde kulüplerinden Arsenal kendisiyle özdeşleşen Highbury’ye veda ederken, maçlarını bu sezondan itibaren Emirates Stadı’nda oynamaya başladı. Chelsea, ünlü Stamford Bridge’in kapasitesini 42 binden 65 bine çıkaracak. Liverpool da stadını yenileme çalışmalarını başlattı. Böylece 114 yıllık Anfield, tarihe karışacak ve Liverpool, Anfield’in 300 metre uzağında bulunan alana 60 bin kapasiteli bir stat inşa edecek. Almanya’da da Bayern Münih, yıllarca mücadele ettiği Olimpiyat Stadı’na veda ederek evini değiştirdi. Bayern, yapımına 1997’de başlanıp 2005 yazında sona eren ve görüntüsü son derece etkileyici Allianz Arena’ya kavuştu. Türkiye’de ise F.Bahçe stadını modernize ederek son dört yılda üç şampiyonlukla meyvesini aldı.. Beşiktaş da stadın zeminini 4 metre aşağı indirdi. Tribünlerin kapasitesi ise 10 binlik artışla 32 bine çıktı. Stadın 36 olan kapı sayısı 72’ye yükseltilip maç bitiminde taraftarların stadı daha rahat boşaltması sağlandı. Ancak bu her iki stat da modernize edilmeye müsait statlardı.
Antalyaspor için 100. Yıl Spor Kompleksinin olduğu yere bir stat projesinin olduğu düşünülüyor. Oradaki sahaların da Zeytinköy bölgesine taşınacağı söyleniyor. Etkileyici bir proje. Ancak stat projelerinin taraftarı oyalama taktiklerinden biri olması insanı endişelendirmiyor değil. Çünkü Türkiye’de birçok stat projesi (ve başka projeler de), proje ve maket aşamasından öteye gidemiyor. Burada Antalya Büyük Şehir Belediyesine ve Antalyaspor camiasına büyük görevler düşüyor. Durmak devrilmenin bir öncesidir prensibinden hareketle; yerinde saymak Antalya gibi bir şehrin yönetenleri ve Antalyaspor camiası için lükstür. Aksi takdirde bugün olduğu gibi okyanusu geçer derede boğulursunuz.

Antalyaspor çok iyi futbol oynamış, büyük takımlara kök söktürmüş bunun hiçbir faydası yok, sonuç ortada. Antalya Büyük Şehir Belediye Başkanı sayın Menderes Türel'in bana statla ilgili gönderdiği cevapta projenin devam ettiğini davaların sonuçlandıktan sonra stadın yapımına başlanacağı belirtiliyordu. Ancak hayatımı(ızı)n her alanına sinmiş bir doğru burada da karşımıza çıkıveriyor sonuçta: Çoğu zaman söylediğim gibi Haticeye değil de neticeye bakmalı.
M. Ali ÖZDOĞAN